Ahlat Tarihi
MÖIX.yüzyılda bölgede yaşayan
Urartular, buraya “Halads”,
Ermeniler “Şaleat” ,Süryaniler
“Kelath”, Araplar “Hil’at” ,
İranlılar ve Türkler ise “Ahlat”
demişlerdir. Ahlat'ın tarihi
oldukça eskiye inmektedir. Bazı
tarihlerde ilk yerleşimin MÖ.XV.yüzyıla,
Asurluların Uç Beyliği dönemine
kadar indirilmiştir. Arkeoloji
kazılarda ortaya çıkan buluntu
ve kazılar, MÖ.IX.yüzyılda
Urartuların buraya hakim
olduğuna işaret etmektedir.
Bununla beraber Paleolitik
Döneme inen eserlerle de
karşılaşılmıştır.
MÖ.600 yıllarında yöre
Medlerin ve Perslerin
egemenliğine geçmiş, daha sonra
Anadolu'da Pers egemenliğine son
veren Büyük İskender'in
hakimiyetine girmiştir.
İskender'in ölümünden sonra
yöreye Selçuklar hakim olmuş,
MÖ.323'te Alatos yönetiminde
Ahlat beyliği kurulmuş,
Bizanslılar ve Araplar arasında
sürekli el değiştirmiştir.
XI.yüzyılda Selçuklular
yöreyi ele geçirdikten sonra
Alparslan tarafından merkez
yapılmıştır. Selçukluların Ahlat
önlerinde Bizans ordusunu
yenmelerinden sonra Ahlat daha
da önem kazanmıştır. Tarihe
Selçuklu Rönesansının başladığı
yer olarak geçen Ahlat, 1095'te
yeniden bağımsız bir beylik
olmuştur. Bu dönemde Ahlat
Beyliği sınırlarını Halep'ten
Erzurum'a, Malatya'dan Van'a
kadar uzatmıştır. Ancak, Timur
ordularının XIV.yüzyılda
burasını yakıp yıkmasıyla kentin
bu görkemli dönemi sona
ermiştir.
Osmanlılar 1473'te buraya
hakim olmuşlarsa da kısa bir
süre sonra yöre, Safevilere
bağlanmıştır. Yavuz Sultan
Selim'in Çaldıran Savaşı'ndan
(1514) sonra kesin olarak
Osmanlı topraklarına dahil
olmuştur. Osmanlı döneminde
zenginleşen Ahlat, bu yüzden sık
sık Bitlis'teki
Şerefhanoğulları'nın yağmasına
uğramıştır.Şemseddin Sami,
Kâmusü'l-Âlam'da; " Bitlis
Vilayetinde, Van Gölü'nün
kuzeybatı sahilinde bir kaza
merkezi" olarak buradan söz
etmektedir.Osmanlı-Rus
Savaşı'nda bir süre Ruslar
tarafından işgal edilmiş ve kent
bu işgalden büyük zarar
görmüştür.
Cumhuriyetin ilanından sonra
1923'te Bitlis İli'ne bağlı bir
ilçe konumuna
getirilmiştir.Ahlat'taki asıl
yerleşmeler Van Gölü ile
iskelesi arasındadır. Bugün
kıyıdan 2 km. içerideki Eski
Ahlat kentinin yıkıntıları
görülmektedir. Orta Çağ'ın "Kubbetü'l-İslâm"
adıyla ünlü üç büyük kentinden
olan Ahlat mezar anıtları ile de
tanınmıştır.
Selçuklu taş işçiliğinin en
güzel örneklerini barındıran bu
mezarlıklar bir açık hava müzesi
konumundadır. XII.-XIV.yüzyıllara
tarihlenen bu mezar anıtlarından
Ahlat'ın o dönemde önemli bir
bilim ve kültür merkezi olduğu
anlaşılmaktadır. Bu mezarlardan
pek çoğunda sanatçıların
isimleri, yapıldıkları tarihleri
belirten kitabeler
bulunmaktadır.